Kapat

Zeynep Kamil Kimdir?

Bir rüya ile başlar Arapgirli Yusuf Kamil Bey’in hikâyesi. Hikaye bu ya çeşitli rivayetlerle aktarılır günden güne. Halkın dillendirdiği bu rivayetler ile tarihi gerçekler zaman zaman birbirine karışır. Ama her anlatılanda değişmeyen tek bir şey vardır: Kamil Bey ve Zeynep Hanım’ın aşkı. Biz de bu rivayetlerden birini aktaracağız sizlere… Kamil Bey rüyasında Kavalalı Mehmed Ali Paşa’yı görür. Üstelik hâl bu ya bir de rüyasında paşanın kızıyla evlenmiştir. Rüyanın etkisinden uzun süre kurtulamayan dönemin Divan-ı Hümâyun Kâtibi Kamil’in bir gün yolu Mısır’a düşer. Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın huzuruna giderek gördüğü rüyayı anlatır. Paşa bu genç ve gözü kara delikanlının dürüstlüğünden etkilense de Kamil Bey yalnızca bir kâtiptir. Oysa rüyasında gördüğü Zeynep ise koca bir paşa kızı…

Film gibi başlayan bu hikâyeleri öyle de devam eder. Kamil’i gören Zeynep’in de gönlü akar bu genç kâtibe. Kamil Bey ile Zeynep Hanım evlenir. Zannetmeyin ki film burada “mutlu son” ile bitecek. İşte aslında her şey tam da burada başlar…

Evliliklerinden kısa bir süre sonra vefat eden Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın ardından, yerine geçen Abbas Paşa evliliklerine sıcak bakmaz. Paşanın ölümünden önce Mısır’a hazine kâtibi yaptığı Kamil Bey’i önce Sudan’da bir göreve tayin eder. Görevi kabul etmeyen Kamil Bey sürgüne gönderilir. Ve bu sürgün onların ayrılıklarının başlangıcı olur. Genç çift boşanmaya zorlanır ve baskılara dayanamayarak boşanmak zorunda kalırlar.
Ne Zeynep unutur Kamil Bey’i ne de Kamil Bey vazgeçer aşkından. Elleri kolları bağlı öylece beklerler hayallerine sığınarak. Kamil Bey, Zeynep Hanım’ın kendisine gönderdiği hediye bir çift terliğin astarında eşinin aşk mektubunu bulur. Bu mektupla teselli bulan Kamil Bey’in kavuşacakları güne dair inancı artar.

Kamil Bey durmaz, bu sürgün hayatından kurtulmanın, Zeynep’ine kavuşmanın yollarını arar. Durum dönemin sultanı Abdülmecid’e aktarılır. Kamil’i tanıyan Abdülmecid derhal Mısır Valisi Abbas Paşa’yı uyarır. Padişahın emri ile Kamil Bey, İstanbul’a getirtilir. Padişah onu paşa olarak yanında görevlendirir. Kamil Bey artık Yusuf Kamil Paşa olmuştur. Bir yanıyla hâlâ eksik olan Kamil Bey, padişaha Zeynep Hanım ile ilgili olan durumu izah eder. Padişah ferman buyurur, Zeynep Hanım Mısır’dan İstanbul’a çağrılır.

Yıllarca ayrı kalmışlardır. Araya sürgünler, ayrılıklar, hasretler girmiştir. Yine de Zeynep Hanım vazgeçmemiştir sevdiğinden. Yine de Kamil Bey kaybetmemiştir bir an bile olsun umudunu. Zeynep Hanım koşarak gider sevdiği adamın yanına, İstanbul’a. Ve yıllardır birbirini beklemiş bu iki âşık Baltalimanı Sahil Sarayı’nda sadrazamın, şeyhülislamın ve padişahın huzurunda yeniden evlenirler.

O dönem Osmanlı’nın Boğaz’da ulaşım için “Şirket-i Hayriye” adında ilk anonim şirketi kurulur. Padişah ve Valide Bezmiâlem Sultan’dan sonra en fazla hisseyi Zeynep Hanım alır. Zeynep Hanım ve Kamil Paşa hayır işleri yapmaya devam ederler. Hiç çocuk sahibi olamamaları bu kararlarını etkiler. Kendi mülklerinde, tüm giderlerin kendileri tarafından karşılanacağı ve hayır yapacak bir kurum kurmak isterler.  Daha önce Osmanlı’da var olmayan bu örnek itirazlara rağmen kurulur. Kamil Paşa bu girişimlerini “Hikâye-i Hayriye” diye adlandırır.

Yıllar evvel Zeynep Hanım’ın Üsküdar Nuhkuyusu’nda aldığı geniş araziye muhtaçlara yardım için hastane inşa etmeye karar verirler. Büyük bir heyecanla başladıkları inşaatı Kamil Paşa’nın hastalığı gölgeler. Sultan Abdülaziz’in de tahttan indirilmesi Kamil Paşa’nın hastalığını ilerletir ve kısa bir süre sonra Paşa vefat eder.

Zeynep Hanım bitmeyen hastanenin bahçesine türbe inşası için emir verir. Kamil Paşa hayallerini süsleyen “Hikâye-i Hayriye”sinin bahçesine defnedilir.

Hastane inşası Kamil Bey’in vefatı ve Balkan Harbi’nin araya girmesiyle yedi yıl uzar. Hastanenin amblemindeki kuruluş tarihi 1862’dir.  Bittiğinde Zeynep Hanım da rahatsızlanır. Kamil Bey’in yokluğuna hiç alışkın olmayan Zeynep Hanım da kısa bir süre sonra vefat eder.
Sevdiği, yıllarca beklediği Kamil Bey için yaptırdığı türbenin tam yanına defnedilir. Ve bu topraklarda bir ilk gerçekleşir; ilk defa bir kadın ve kocası isimlerini taşıyan bir türbede yan yana yatarlar.

Kendilerini yardıma, hayır hasenata adayan bu çiftin vefatlarının ardından gariplerin evi olur kurdukları hastane. Muhtaç, hasta, yetimlere hiç para almadan yıllarca bakılır, tedavileri yaptırılır. Her yeni doğan bebek, her yeni doğan can kendi çocukları olur. Bundan sebep Zeynep Kamil Hastanesi’nde doğan kızların göbek adı Zeynep; erkeklerinse Kamil koyulur.

Aradan geçen yıllar, kaybettikleri her dakika ömür vermiştir başka çocuklara…

Belki de bu yüzden öldüklerinde de ayrılmazlar, ne birbirlerinden ne yuva bildikleri hastanelerinden… Olur ya bu hikâyeyi okuduktan sonra yolunuz düşerse daha bir dikkatli bakın Zeynep Kamil’e. Ve hastanenin bahçesinde duran asırlık ağaçların gölgesindeki türbeye birer Fatiha göndermeyi unutmayın.

1,5 Milyon Doğum

Zeynep Kamil Hastanesi, Kamil Bey ve Zeynep Hanım’ın vefatının ardından, hastaneyi yöneten Hüseyin Haki’nin ölümünden sonra Cemil Topuzlu Paşa’ya cerrahi kliniği olarak tahsis edilir. Aynı dönemde ücretsiz olan hasta bakımı için para alınmaya da başlanır. Doktor Cemil Topuzlu döneminde modernleştirilen, Türkiye’nin ilk kalorifer tesisatına erişen hastanede donanım yenilenir, sistem değiştirilir. Başlangıçta Nuh Kuyusu Hastanesi ismi verilen hastane, sonraki yıllarda Gureba, Gureba-i İnas, Üsküdar Nisa Hastanesi ve kurucularının vefatı sonrası Zeynep Kamil Hastanesi olarak anılır. Dönem dönem çeşitli isimlerle pek çok branşa hizmet veren hastane, 1935 yılında, kurucularının ismiyle doğumevine dönüştürülür.  Kuruluşundan itibaren hastanede o kadar çok bebek doğar ki (yaklaşık 1,5 milyon) söylenene göre bu hastanede doğanların sayısı 69 ilin nüfusundan fazladır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir